49,3656$%-0,01
55,2975€%0,02
65,4747£%0,01
6.597,71%-0,14
10.774,00%-0,10
%
Yaklaşık 22 aydır sahada olduklarını, vatandaşın sandığı çok uzak gördüğünü, bunun çok tehlikeli olduğunu vurgulayan Üzümcü,” Anahtar Parti olarak siyaseti sahada yapıyoruz ve vatandaşla bir araya geldiğimizde dinlediklerimiz, gözlemlediklerimiz vatandaşın sandığa uzak olduğunu, umudunu kaybetmeye başladığını gösteriyor. Bu endişe verici bir durum. İnşallah Demokrasiye olan inancımızı kaybetmeyiz” dedi.

Anahtar Parti İl Başkanı Murat Üzümcü, Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu’nun katılımı ile Gaziantep’te düzenlenen halk buluşması, Milletvekilleri, Belediye Başkan ile Meclis üyelerinin seçildikleri partiden başka bir partiye transferleri, kentin, Gaziantep sanayisinin ve tarımın sorunları ile ilgili düşüncelerini dile getirirken, çözüm önerilerini de anlattı.
Üzümcü yaptığı açıklamada şöyle konuştu:
Biz sürekli telkinde bulunuyoruz. Sahada dolaşıyoruz. Siyasetçiye olan güven kırılmış durumda. Tepkiler çok yüksek. Özellikle milletvekili geçişleri, parti değiştirmeleri olsun. Belediyelerin belediye meclis üyelerin alt kademede kim varsa seçimle gelmiş kişilerin parti değiştirmeleri ziyadesiyle millette şu anda bir tepkiye neden olmuş ve siyasete güveni sarsmış durumda.
Böyle bir iklimde bir siyaset yaparken milletin hafta sonundaki programda bizleri yalnız bırakmayıp Anahtar Parti olarak sözümüzün karşılık bulduğu görüntüsü bir tablo ortaya koymuş oldu. Bu bizi mutlu etti tabii ki ziyadesiyle mutlu etti.
Biz bunu sadece şöyle yaptık. Esnaf ziyaretlerimizde mitingimize, halk buluşmamıza davet ettik. Köy köy dolaştık, kapı kapı dolaştık. Böyle bir programımız olduğunu anlattık. Bunun karşılığı da bu bir sessiz çığlığın karşılığı olarak gördük.
Gaziantepli hemşerilerimize itirazı yetim bırakmadıklarından dolayı teşekkürlerimi arz ediyorum.
Gaziantep’te bizim kendi partimizle veya işte vatandaşın sorunlarıyla Gaziantep’in sorunlarıyla ilgili sahada dolaştığımız yerde özellikle hafta sonu da Genel Başkanımız Yavuz Ağıralioğlu ile beraber gezdiğimiz yerde hissettiğimiz aslında Türkiye’nin sorunlarıyla Antep’in sorunları eş değer.
Ekonomik sorunlar en başta geliyor. Adalete olan güvenle alakalı çok tepkiler alıyoruz. Genellikle o sorunlar dile getiriliyor.

Gaziantep bir sanayi şehri. Biz Gaziantep’i Gaziantep yapan bir değer aslında sanayimiz, organize sanayimiz ve yıllarca bedel ödemiş sanayicilerimiz var.
Tekstil Gaziantep’in ana lokomotiflerinden biri. Sektör olarak tekstil sektörü ciddi sıkıntılar yaşıyor.
Tekstille ilgili mevcut iktidarın şu anda şöyle bir düşüncesi fikri var.
Tekstil sektörü biraz daha böyle katma değer zayıf bir ürün olarak nitelendiriliyor olabilir. Ama bunun planlamasını yapan 25 yıldır iktidarda olan bir AK Parti iktidarından bahsediyoruz.
25 yıldır siz eğer tekstil sektörünü okuyamadıysanız daha 2023 başına kadar siz tekstil sektörünü teşvik etmeye devam ettiyseniz o zaman siz üretim ve planlamayı da, sanayinin planlamasını da yapamamışsınız demektir.
Bugün dönüp tekrar siz tekstil sektöründen çıkacaksınız. Tekstil sektörünü biz artık daha katma değerli bir sektöre evirelim, oraya doğru yöneltelim demek çözüm değil.
Çünkü tekstil sektöründe son süreçte ekonomik krize 2019’dan bu yana belki de ciddi bir istihdam kaybı yaşanıyor. Bu yeni sektörlerin oluşmasında da siz planlamayı yapamadığınız için şu anda tekstil sektörümüz kan ağlıyor. Gaziantep ciddi sıkıntılar yaşıyor.
Bugün organize de ciddi bir hem finansal yeniden yapılandırmaya giden firmalarımız hem Konkordato ilan eden firmalarımız var. Bunun da ciddi tabanda küçük esnafa yansımaları oluyor. İstihdama yansımaları oluyor.
Ben biliyorum ki şu anda Gaziantep sanayisi tekstil sektöründe yüzde kırkın altına düşmüş kapasiteyle çalışıyor. İleride bu bize problem yaşatacak.

Bir an önce tekstil sektörü başta olmak üzere Gaziantep’te sanayiye teşvik boyutunda olabilir. Mesela, baskılanmış kurla alakalı ben mesela bu döviz dönüşüm desteği var ihracatçıyı teşvik etmek için, üreticiyi teşvik etmek için kullanılan bir şeydi.
Bu teşvik modelleriyle birazcık da sosyal güvenlik, SGK teşvikleriyle desteklenmek için gerektiğini düşünüyorum. Çünkü ileride başımıza ciddi problemler açabilir.

Önümüzde bir Suriye gerçeği var yakınımızda. Biz yakın zamanda Suriye’de bir zafer kazandık dedik. Eline emeğine sağlık herkesin ama biz 2012 beri Suriye’de bir bedel ödüyoruz.
Oraya askerimiz gidiyor. Orada bir bedel ödedik. En azından dört milyon Suriyeli vatandaşı biz Gazi şehrimiz başta olmak üzere ağırladık ve bunu da layığıyla yaptığımıza inanıyorum.
Ancak bedel ödediğimiz bir ülkede biz şu anda masada olmadığımızı düşünüyoruz. Genel başkanımız da hafta sonu bunu arz ettiler. Biz sanayicimizle de iletişim kurmuştuk. Çeşitli ziyaretlerimiz oldu.
Niye değiliz?
Arap Birliği içerisinde onlar şu anda ticaretlerini yapabiliyorlar. Ama bizim buradan yaptığımız ihracatta ciddi vergiler var. Onların yaptığı ithalatla ilgili ithalde ödenen vergilerle beraber biz rekabet gücümüzü kaybettik.
Zaten şu anda baskılanmış kurdan dolayı dünya genelinde biz teksil sektörü başta rekabet gücümüzü kaybetmişken, Suriye 70 kilometre ilerimizde ve bedel ödediğimiz bir mevzuda biz şu anda ticaret bile yapamaz ve oradaki ticarette rekabet edemez duruma geldik.

Halı sektörü başta olmak üzere Tekstil’de Gaziantep, Halı’da özellikle mesela yüzde 70’inin dünya genelinde söz sahibi olan bir ilimiz. Üreticimiz orada ciddi çabaları, emekleri var.
Şimdi ben şunu söyleyeyim. Gerek ihracat rakamlarında bu istatistiki verilerde birliğin vermiş olduğu rakamlarda kimi zaman miktarsal, kimi zaman tutar olarak paylaşılıyor bu istatistiki veriler.
Bu istatistiki verilerin dışında ben şunu söylemek istiyorum.
Şundan çok eminim ki organize sanayi bölgesinde çarkı döndürmek için zarar etmek pahasına istihdamı devam ettiren hem de batmamak adına üretimine devam eden firmalarımız var.
Ve bu rekabeti oluştururken o pazarı elinde tutabilmek için rekabetçi fiyatı olamamasına rağmen zararına satış yapan sırf bankalarda gecikmelere düşmeyip, çeklerini yazdırmayıp istihdamı devam ettirip, şirketin varlığını 40–50-60 yıllık mücadelelerinin fedakarlıklarının çalışmalarının heba olmaması için ticaretlerine, üretimlerine devam eden firmalar var.
O yüzden tam istatistiki veriler belki miktarsal açıdan, belki tutar yönünden ihracat rekorları kırıyor olabilir. Ben ona bir şey demiyorum ama ben zannetmiyorum yani hem üretim kaybının bugün yüzde 40’a düştüğünü ifade eden büyük sanayicilerimiz var, hem de bu kadar rekabet gücümüzün düştüğü bir dönemde bizim ihracat rekorları kırıyor olmamız biraz ilginç tabii ki.
Şuna dikkat çekeyim.
Eğer böyle bir tablo varsa ise de ben şunu net söyleyebilirim. Bizim üreticimiz şu anda zarar ediyor. Nasıl tarımda çiftçimiz zarar ediyorsa Organize Sanayi Sanayi ürünleri üretimde de sanayicimizin zarar ettiğini kesinlikle söyleyebilirim.
Hatta şunu da ekleyeyim. Zarar eden bilançolarını da kâra çevirmek için mücadele eden bir yapı var Organizede,
Niye? Çünkü zarar eden bilançoya finansal kaynak da bulamazsın. Bankalar direkt kredilerini kapatır. Böyle bir sorunumuz var o yüzden.

Tarım politikalarında bizim yarı devletçi modelle yakın bir uygulamamız olacak.
Bizim şöyle bir planımız var inşallah iktidar olursak.
Biz diyoruz ki, üretici çiftçi hiçbir maliyete katlanmadan ekebilsin ekim esnasında tüm maliyetleri devlet tarafından devletin de ortak olduğu bir mekanizma yani kooperatifler üzerinden karşılansın.
Akabinde harman zamanı geldiğinde çiftçi tekrar ürününü hasadını aldıktan sonra kime vereceğini, hangi fiyatla vereceğini de bileceği bir sistem oluşturacağız.
Bu vesile ile çiftçimiz hiçbir finansal maliyete katlanmadan ektiği tarihte satacağı fiyatı da, Harman’da ne kazanacağını bileceği bir sistem olacak. Böyle bir planımız var.

Gaziantep özelinde fıstığın sahibi var mı derseniz ? Güneydoğu Birlik kapandığından beri fıstık üreticimiz ne yazık ki tüccarların eline düşmüş, onların inisiyatifine terk edilmiş durumda.
Mesela fıstık fiyatı geçen seneyle bu sene aynı.
Yani 240 – 250 bandında satılmış. Biz gittik sahada da ziyaret ettik üreticimizi bundan çok mustaripler. Yani geçen sene ile bu senenin satış fiyatı aynı ama üretim maliyetleri açısından baktığımızda bu ülkede ciddi bir enflasyon, üretim maliyetlerinde ciddi artışlar var.

Peki ne olacak?
Bu sistemle giderse her üründe olduğu gibi çiftçimiz üretmekten vazgeçecek. Bu da ciddi bir mesele. Çünkü katma değerli. Az önce dedik ya sanayi ürünleriyle ilgili bir şey konuştuk biz. En katma değerli ürün ne diye sorarsanız? Cevabı tarım ürünü.
Bizim topraklarımız çok zengin, çok bereketli ama ne yazık ki biz çiftçimize yeterli desteği veremiyoruz. Tarımı da biz planlayamadık, programlayamadık ve sınıfta kaldık.
BAZ İSTASYONU SORUNUNU MECLİS GÜNDEMİNE TAŞIDI