48,4662$%0,03
56,4085€%0,09
65,7148£%0,08
6.879,89%1,37
11.215,00%1,23
%
“14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü kutlanırken ne yazık ki, ülkemizde çiftçinin hali perişan” diyen CHP Milletvekili Hasan Öztürkmen, çiftçilerin her geçen gün biraz daha yoksullaştığını, göç ettiğini ve çiftçiliği bıraktığını ifade etti.
Öztürkmen, üretim maliyetlerindeki fahiş artışlar, iklim krizinin etkileri, pazarlama sorunları, yeterli desteklerin olmaması ve köklü politika eksiklikleri, çiftçileri çaresiz bıraktığını vurgulayarak şöyle konuştu:

“AKP’nin iş bilmez yöneticilerinin hatalı tarım politikaları nedeniyle, çiftçi sayımız ciddi şekilde azaldı. Tarım ülkesi olan 85 milyonluk Türkiye’de çiftçi sayısı 2 milyon sınırına kadar indi.
2011’de tarım sektörü, toplam istihdamın yüzde 24,8’ini oluştururken bu oran Mart 2025 istatistiklerine göre yüzde 14,7’ye düştü.
Türkiye’de toplam istihdam 2011’den bu yana 10 milyon artarken tarım sektöründe çalışanların sayısı günden güne eriyor.
Geçen sene Çiftçiler günü dolayısıyla yaptığım açıklamada, 2024 yılı çiftçi sayısını 4 milyon 801 bin olarak açıklamıştım.
2025 yılında Türkiye’de tarım sektöründe istihdam, 2024’e göre yaklaşık 250 bin kişi azalarak 4,56 milyon seviyesine gerilemiş ve tarımdan kopuş eğilimi sürmüştür.
Türkiye genelinde TÜİK’e göre dahi toplam tarım alanı, 2001 yılında 40 milyon 967 bin hektar iken, 2024 yılına gelindiğinde 38 milyon 619 bin hektara gerileyerek 2 milyon 348 bin hektar kayıp yaşandı.
Geçen sene tarım alanımızdaki kayıplar artarak devam etti.
Türkiye İstatistik Kurumu verileri, 2025 yılını Türkiye tarımı açısından rekor kayıpların yaşandığı bir yıl olarak kayda geçirdi. Zirai donlar ve kuraklık, üretimde ağır bir tabloyu beraberinde getirdi. 10 yıl sonra meyve üretimi ilk defa 20 milyon tonun altına indi.
Verilere göre meyve üretiminde dramatik düşüşler yaşandı:
Kayısıda yüzde 73,9,
Kirazda yüzde 70,6,
Elmada yüzde 48,3 oranında kayıp görüldü.
Zirai don, meyve üretimini genel olarak yüzde 31 azaltarak 8,8 milyon tonluk kayba yol açtı.
Tahıl ve baklagillerde de tablo benzer. Buğday üretimi yüzde 13,7 azalırken, yeşil mercimekte yüzde 58, nohutta ise yüzde 28,2’lik düşüş kaydedildi. Kuraklık, tahıl ve baklagil üretimini toplamda 6,8 milyon ton aşağı çekti.
2025 yılında Antep fıstığı rekoltesi, “yok yılı” etkisi, kuraklık ve dolu yağışları nedeniyle ciddi oranda düşerek, 2024 yılına göre yüzde 60’ın üzerinde azalmış ve yaklaşık 149 bin ton seviyelerine gerilemiştir. Gaziantep ve çevresinde rekolte kaybı yüzde 50’yi aşarken, bu durum fıstık fiyatlarının ikiye katlanmasına neden olmuştur
2013’te uygulanmaya başlanan Büyükşehir Kanunu ile köylerin mahalle olması tarım arazileri üzerindeki rant baskısını artırdı. Tarım arazilerinin arsaya dönüştürülmesinin kolaylaşması nedeniyle arazi fiyatlarındaki artış, çiftçiyi ister istemez, tarımdan on yıllarca emeği karşılığında elde edemeyeceği geliri, arazi satışından el etmeye yöneltiyor.
Çiftçilerin üretime devam etmesi yönündeki zorluklardan bir diğeri ise iklim krizi. İklim krizinin Türkiye’de sebep olduğu olumsuzlukların başında kuraklık geliyor. Geçen yıl kuraklıktan kırılan Gaziantep ve bölge illeri, bu sene sel ve daha önce hiç tanık olmadığımız “süper hücre” denen afetlere tanık oldu.
Sadece sel değil. Gaziantep, Mayıs ayının başında, beklenmedik bir tarımsal felaketle karşı karşıya kaldı.
Meteorolojik tahminlerin üzerine çıkan bu tablo, Gaziantep’in son yıllarda karşı karşıya kaldığı en şiddetli ve en geniş alana yayılan doğal afetlerden biri olarak değerlendirilmektedir. Bölgemizin çiftçileri açısından yaşanan doğal afet aynı zamanda büyük bir ekonomik yıkım getirdi. Yıllarca emek verilerek yetiştirilen binlerce fıstık ağacı bir gecede yok oldu.
Gaziantep başta olmak üzere bölgedeki diğer illeri de etkileyen doğal afeti Meclis’te defalarca gündemine getirdim.
Gaziantep’in ‘afet bölgesi’ ilan edilmesi gerektiğini söyledim.
Çiftçi borçlarının faizsiz ertelenmesi çağrısında bulundum.
Bölgedeki hasar ve “süper hücre” doğal afetine ilişkin TBMM Başkanlığı’na araştırma önergesi sundum.
Afetten etkilenen çiftçilerimizin bir kısmı TARSİM Tarım Sigortası’ndan yararlanıyor. Devletin TARSİM sigortası prim desteğini şu anki yüzde 50 oranından yüzde 75’e çıkararak çiftçilere daha fazla katkı sağlaması gerekmektedir.
Sigorta, çiftçinin bir yıllık zararının bir bölümünü karşılıyor. Oysa memleketim Gaziantep’te üreticinin zararı ne yazık ki bir yıldan daha fazla.
İçişleri Bakanlığı dalga geçer gibi Gaziantep’in tümü için sadece 100 milyon TL afet ödeneği ayırdı.
İktidardan fayda görmeyen çiftçi bu kez tarım sigortasının yani TARSİM’in yolunu tuttu ancak, bir darbe de buradan yedi.
Antep fıstığında sadece bu yılın hasadı değil, gelecek yıl mahsul verecek olan “karagöz” adı verilen tomurcuklar da zarar görmüştür. Yani seneye de mahsul kaybı yaşanacaktır. Ancak karagöz zararı TARSİM dışında tutulmuştur. Bu hata derhal düzeltilmelidir. Antep fıstığındaki tüm zarar TARSİM kapsamına alınmalıdır.
Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında, bu ülkenin gerçek efendileri olan çiftçimizin, köylümüzün sorunlarına kalıcı çözümler getireceğiz.
Tüm çiftçilerimizin Dünya Çiftçiler Günü’nü kutluyor, alın terinize sağlık diliyorum.
“TARIM, STRATEJİK BİR GÜÇTÜR”
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.